1. YAZARLAR

  2. TIMUR İNCE
  3. ERDOĞAN 919 İLÇEYİ ZİYARET EDERMİ
Timur İNCE

Timur İNCE

Yazarın Tüm Yazıları >

ERDOĞAN 919 İLÇEYİ ZİYARET EDERMİ

A+A-
Özellikle belirtmeye gerek var. Her insanın, her şehrin seçimlerde oyunu kime verdiğini saygıyla karşılamak önemlidir. İsteyen A partisinden yana kullanır insiyatifini, isteyen B partisinin milad olduğuna inanır, isteyen de radikal derecede inandığı ideolojiyi savunur. Türkiye siyasetini geriye dönüp gözlemlediğimizde farklı dönemlerde farklı partiler siyasetin lokomotifini üstlenmişler. 1950’lilerde Menderes’in DP’si, 80’lilerden sonra Özal’ın ANAVATAN’ı, 2000’li yıllara geldiğimizde ise Erdoğan’ın AK Partisi siyasette belirleyicilik rolü kazanmıştır. 17 yıl bi fiil iktidarda kalan AK Parti başkanlık sistemine geçildikten sonra kurulan sistemin doğası gereği Erdoğan’ı Türkiye’nin en güçlü ünvanına getirdi. Bununla birlikte özelikle Ak parti çatısı altında yer alan milletvekillerinin bir kısmı suya sabuna dokunmadan seçim propaganda sürecinde Erdoğan’ın bu gücünü kalkan yaparak halkla diyalog kurmaya çalışmaları, halkla Erdoğan sevgisi arasında derin bir uçurumun oluşmasına neden oldu. Seçimin önemini belirtmenin yolu yerine Erdoğan’ın gücünü ve sevgisini kullanarak ülkenin bir bekâ meselesiyle karşı karşıya olduğunu anlatmakla-anlatamamak arasında kalan siyasiler ve yerel vaadler derken kaş yapayım diye göz çıkartıklarının farkında değiller. Yani Erdoğan’la toplumu ikna edeyim formülü aslında Erdoğan itibarına ve sevgisine yapılan en hunharca bir suikast olduğunun altını çizmek istiyorum. Seçimler; tamam, zaten önemlidir… Yalnız “rekor oy verirseniz Erdoğan’ı bölgemize getireceğiz” söylemi zaten başlı başına siyasette sosyolojik bir intihar değil mi? Erdoğan’nın halka arasına oy oranı dayatmak, oy standartı koymak, “bu kadar oy verirseniz Erdoğan gelecek yoksa gelmez” şeklinde teknokratça halkı cezalandırma mantığının altında hem siyasi bir tehdit, hem de Erdoğan’ın halkın gönlünde kalıplaşmış sevgisine müdahale anlamı yatıyor. Helede bu yüzdelik koymak üzerinden ciddi zarar veriliyor Erdoğan’nın şahsına. Rekor oy verilirse Erdoğan o insanlarla buluşmaya gelecek fakat ya verilmezse... O zaman anti minvalde toplumu kanalize etme programı mı devreye geçirilmesi gerekiyor. Etkiye tepki meselesi gibi yada ötekileştirme... Dolayısıyla bu tür altı boş vaadler seçmenin kararını umulan istikamette değiştirmez, ancak geride hayal kırıklıklarından oluşmuş bir güvensizlik bırakır… Bu yüzden diyorum ki Ak parti yetkilileri Erdoğan’a zarar verenleri uzakta aramasına gerek yok. Hemen yanı başına bakması yeterli. Seçim vaatlerinde gittikleri yerlerde rekor oy verin Erdoğan’ı size getireceğiz derken insanlar Erdoğan’ın şehrimize, bölgemize bir ziyaret yapması için illaki tüm oyları vermemiz mi gerekiyor sorusunu sorarlarsa cevabını kim verebilir. Toplum zaten, bir hassas süreçten geçiyor. İlleri derecede politik. Motive edici bir güce ihtiyaç duymaktayken siyasi figürler tam tersine ileri düzeyde toplum içlerine ince mesajlarla yönelttikleri tehditvari ifadeler keskin bir ayrıştırmayı, sosyolojik hakikat yokmuş gibi anlayışını beraberinde getiriyor. Seçimin ve sandığın önemini anlatabilecek termo dokudan uzaklaşmak kimseye faydası olmadığı gibi illeri ki dönemlerde kriminal bir kutuplaşmayı izole edecektir. O vakit seçimden sonra yeni bir liste Erdoğan’ın önüne konulacak ve belli bir kota koydukları oran üzerinden size oy verenler-vermeyenler şeklinde “efendim şu şu noktalar % 85’in üzerinde ziyaret yapmanız sözü vermiştik fakat altındakiler oy vermedi, bizden değil, onlara nasıl bir yaptırım uygulayalım?” notu Türkiye bütünlüğü odaklı siyasal strateji de sistemin merkezini paramparça etmez mi? Ve Erdoğan’a en büyük zarar bir ölçü koymak refleksi ile sağlanmış olmuyor mu? Kaldı ki Türkiye’de insanlar zaten hayatlarını idame ettirme de ciddi bir mücadele içinde. Hayat şartlarında ki düzensizlik, artan hayat pahalılığı, siyasi dezenformasyonla gelen düşük profili siyasilerin kullandığı dil-üslupla birlikte bu kez Erdoğan’ın gidecekleri-gitmeyecekler listesine dahil olanlarla olmayanlar nasıl bir klik tasavvurla karşılaşacağını bu toplum kaldırmaz artık. Projeleri, geleceği, toplumun pozitif bilincini arttırmayı ve özellikle nasıl daha kaliteli bir toplum oluşturabiliriz noktasında konuşalım. Geleceğimizi irdeleyelim biraz. Uluslararası konjuktorda ki yerimizi bi görelim. “Rekor oy verin Erdoğan’nı ayağınıza getireceğim” söylemi çok ilkel, saik bir yöntem. Bunun yerine ihtiyacınız olan fabrikayı kuracağız, şu kadar nüfusu istihdam edecek temeller atıldı, şu bölgeye yeni bir tesis kurduk Allah’ın izniyle Erdoğan açılışına gelecek demekle arasında ki farkı sanırım anlatmama hiç gerek yok. Biraz “fayda maksatlı analiz” çizgisinde düşünelim. Ne kadar seçmen, halk bunları anlamaz denilerek aksi iddia edilirse edilsin seçmenin her zaman rasyonel bir fikir ürettiğini kimse hatırdan çıkarmaması gerekir. Sözgelimi, Erdoğan denilen yere gelirse ve o bölgenin kaderi sihirli sopa deymişçesine hemen her şey güllük gülistanlık olacak sanal atmosferi dayatmak kimseye fayda getirmez. Önemli olan uzun vadeli yöneticisi olduğun bölgeye artı bir değer olarak senin ne kattığın... Yoksa yıllarca birikmiş sorunlar karşısında gönlün yaralı vatandaşı Erdoğanla’mı pansuman etmek niyetiniz. Madem Recep Tayip Erdoğan’ı getirmeye bu kadar isteklisiniz yapın icraatınızı, temelinizi atın, önce insanlara ekmek kapıları açın sonra da Erdoğan seçim için değil zaten kendisi çıkar gelir. İstemeseniz de gelecektir. Sizin rica etmenize, rekor oy sözü vermenize bakmaz. Benim bildiğim Erdoğan neticeye bakar. Bir şey daha... 81 il yanında 919 ilçe, 400 belde var ülkemizde. Oy almak için her ilçeye beldeye başkan Erdoğan’ı götürme sözü vererek oy devşirmeye çalışan siyasi aktörler demek ki Erdoğan olmadan toplumun diline ortak olmakta yetersiz kaldıklarını kabul ediyorlar. Farzedelim Erdoğan tüm il, ilçe ve beldelere oy almak için ziyaret planladı. O zaman 20 gün sonra yapılacak yerel seçim tahminen 2022’ye sarkar. Bunun yanında Erdoğan’ın ciddi bir mesai yapması da kaçınılmazdır. Erdoğan her beldeye, ilçeye gidecekse o zaman siz neden varsınız? Sözün özü; Erdoğan’ı seçim kampanyası olarak öne sürmek ihtiyati bir tedbir, çözüm yolu değil. Zaten Erdoğan olmazsa alacağınız oy oranını söylemek istemiyorum. Ayıp olur. Oy almak istiyorsanız insanların hür iradesiyle aldıkları karara ne olursa olsun itimat etmek Türkiye’nin tek kazanımı olacak. TİMUR İNCE
Bu yazı toplam 287 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.